Hizmet Tespiti Davalarında İkrarın Bağlayıcılığı


Hizmet tespiti davaları, 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilen işlerde çalışanların hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından tespit edilemediği, ya da hizmetlerin eksik bildirildiği durumlarda açılan bir dava türüdür.

Hizmet tespiti davalarında ikrarın bağlayıcılığıyla ilgili doktrinde tartışmalar mevcuttur. İkrar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 188/1 maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Anılan maddede “Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez.” ifadesine yer verilmiştir. Bu madde ışığında ikrar, taraflardan birinin, kendisi aleyhine ileri sürülen bir olayın doğruluğuna ilişkin mahkemeye beyanda bulunması olarak tanımlanabilir.

İkrar, mahkeme dışı ikrar ve mahkeme içi ikrar olarak ikiye ayrılır. Takdiri delil niteliği taşıyan mahkeme dışı ikrarda, taraflardan birinin mahkeme dışında örneğin karşı tarafa yazdığı bir mektup ya da elektronik posta iletisinde dava konusuna ilişkin vakıaları ikrar etmesi söz konusu olmaktadır. Mahkeme içi ikrar ise adından da anlaşıldığı üzere yargılama esnasında veya yargılama süresince mahkemeye karşı yapılan ikrardır.

Hizmet tespiti davalarında ikrarın bağlayıcılığıyla ilgili doktrinde tartışmalar mevcuttur. Ancak Yargıtay’ın yerleşik içtihadı sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini ve bu sebeple özel bir hassasiyet ve özenle yürütülmesi gerektiği yönündedir. 

Nitekim bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.12.2020 tarihli, 2017/21-1074 Esas ve 2020/989 Karar numaralı kararında “Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü, bir tarafa yüklenemez.” denmek suretiyle vurgulanmıştır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarında ağırlıklı görüşe göre hakim ikrarla bağlı olmayıp, delilleri toplamakla yükümlüdür.

Bu Yazıyı Arkadaşlarınızla Paylaşın

Bu Sayfaya Yorum Yapabilirsiniz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mesaj Gönder
Sorunuz mu var?
Scan the code
Merhaba👋
Size nasıl yardımcı olabiliriz?